01 Eylül 2011

picasso, do you feel suicidal?

n'olur kafamızı plastik poşetleyelim!
tek tek değil de birlikte poşetleyelim.
poşet terlesin.
n'aptın bana? n'aptın bana? n'aptın bana?

04 Ağustos 2011

havada ne yakmışlar öyle duman duman dumanları dağıtamıyor kargaların kanat çırpışları kül gibi savruluyor siyah siyah kargalar topluca hareket ediyorlar bugün evde kalalım n'olur

17 Mayıs 2011

dua

Rabbim sen ne büyüksün
Boşnakça söylüyorsun, Çeçence söylüyorsun
Türkçe söylüyorsun, bencileyin söylüyorsun
"OL!" DEDİN Mİ BİR ŞEY OLUYOR
"Olmasın" dedin mi olmuyor
Bana masum bir yüz ver Tanrim masum bir yürek
Kanatlarım olsun uzun saçlarım
Bana müsamerede melek rolü ver
Bana yine melek rolünde bir eş ver
Benim kafamı okusun, hiç konuşmayalım
Lazer bir bakışla baksın bana
Ve ben ondan k_
Ve ne olur ne olur
Gölge gününün azabını gösterme bana
Görkemli Görsel Varlık
Lale Müldür

15 Ekim 2010

backdrifts (honeymoon is over)


Şarkılar Serisi
ateşi düşüreyim.
beni tartıda hafifleteyim. uçurayım.
her şey şeffaf olsun - izlediğimiz filmler bindiğimiz bu tren -
sonraki durakta ya da sonrakilerin birinde
sen nasılsa inersin. ben kalırım.
ben nasılsa inerim. sen kalırsın.
arkamıza bakmayız.
.
evet. kavanozun ağzını kapatayım. sıkıca.
koku almasın. kekik kokmasın. limon kokmasın. kahve kokmasın.
tesadüf değiliz diyorum. tesadüflere inanıyorsun.
orada ölsün diyorsun. kavanozun içinde.
ruhunu yitirsin. yitsin.
nasılsa sevişmeden önce tutulan şiir anlamsız.
nasılsa ben sordum. sen üşengeçtin. yaramazdın.
bunun bir anlamı yok. anlamıyor musun? bizim yok.
Flensburg

08 Ağustos 2010

Saint-Omar'daki labirente gitmek için yola çıktığımda merkezdeki dokuz beyaz karoya varmak için ancak bir saatim olduğunu biliyordum. yolda sana rastlayacağımı da, sen büyük bir ihtimal Beyaz Mantoluların arasında olacaktın. heybenin üzerinde büyük mavi bir taş olacaktı, ellerin yara bere içinde, biraz korkuyla daha çok meraktan, gülünç olmama kaygısıyla belki en çok, sana benzer bir yığın insanın içinde ilerliyor olacaktın. bana rastladığında beni bu yolların doğal bir tanışı sayacaktın ve ben de seni pek tabii ki biraz gülünç bulacaktım. bir süre aynı yolun üzerinde gittik uykusuz hacılar gibi yanyana. bir ara seni görmek için soluma baktığımda kanayan bir kuzu vardı orada. gözlerim tozdan kırmızı ama yine de güvenli korku ve merhametle ilerliyorken öyle bir uçurumun başında birden ellerimi tuttun. şimşek çakımı kadar bir zaman geçti...
.
...düştüğüm yerden dönüp baktığımda
heybendeki o tuhaf mavi taştan
yansıyan metalik parıltıyla
öyle garip
uçurumdan bana bakıyordun...
Lale Müldür

06 Ağustos 2010

biz kendi dil(ler)imizle dilleşemezken
sen kimsin? ben kimim?