18 Aralık 2008
Afortunada uçmayı öğreniyor
Todas las tardes se reunen las gaviotas frente a la estación del tren: Allí repasan sus amores. En su libro de memorias dos flores de sándalo: una señala la página de los puentes, otra la de los suicidas. Y tambien guardan una fotografía del mendigo que, hace tiempo, transportaba los despojos del mercado. Pero su pequeño corazón -que es el de los equilibristas- por nada suspira tanto como por esa lluvia tonta que casi siempre trae el viento, que casi siempre trae el sol. Por nada suspira tanto como por el inacabable (cabalé, cabalá), continuo mudar del cielo y de los días. (Bernardo Atxaga, Las Gaviotas)
17 Aralık 2008
16 Aralık 2008
just do it
every time you do "it" you are not sure if "it" is really "it". "it" will never ever possessed by anybody.
25 Kasım 2008
23 Kasım 2008
senička ve milošek
dıdıdıdı dıdıdıdıdı uzaktan açık pencereden sızıp gelip müzik sessizliğin sesine karışırken elimin gölgesi düşmüş sarı yaprakları deftere bu boş otel odasında gelesin diye bekliyorum bekliyorum dayanamıyorum neredesin telefona sarılıyorum sesin soğuk özlememişsin beni sesin yıpranmış düşünceli eski günleri yine de hatırlatır gibi her an dönermiş gibi dönecekmiş gibi bu oda içinde büyüdüğüm kutu kararıyor kararıyor elimin gölgesi görünmez oluyor yazılanlar siliniyor boşluğa yazmak gibi nerede kaldın hiç geldin mi ki kapıyı açtım mı ki bir kapı var mı ki
Killarney
22 Kasım 2008
...
sadece yaşadım sanki. hep yeniyi. hep başkayı. yazmadım. okumadım. düşünmedim. ne dünü. ne yarını. böyle böyle başkalaştım. başka oldum. dilim başkalaştı. ben ben mi oldum? selim'i ittim bir kenara. turgut'u ittim. olric'ten bir sır gizledim. olric olriclikten çıktı mı şimdi? hayır olmaz diye bağırdım. olamaz. çok yalnız kalırım ama sonra.
Madrid
21 Kasım 2008
oysa seninle yürümek vardı üşümek vardı kar yağarken
aynı günün son dakikaları
ve
ben Edip'in kapağını açtım
yatağıma uzandım
masa lambasının ışığını arkama aldım
Edip çare mi ki?
Dublin
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)