Bozorg Alevi
28 Temmuz 2009
Hidayet'in hayat hikayesi miydi bu?
"Paris'te günlerce, hava gazlı bir apartman aradı, Championnet Caddesinde buldu aradığını; 9 Nisan 1951 günü dairesine kapandı ve bütün delikleri tıkadıktan sonra gaz musluğunu açtı. Ertesi gün ziyaretine giden bir dostu, onu mutfakta yerde yatar buldu. Tertemiz giyinmiş, güzelce traş olmuştu ve cebinde parası vardı. Yakılmış müsveddelerin kalıntıları, yanı başında, yerdeydi. Ölümünden az önce bir hikaye taslağı kaleme almıştı, şuydu konu: Annesi, 'Salgı salamaz ol!' diye beddua eder yavru örümceğe. Küçük örümcek ağ yapamayınca ölüme kurban gider. - Hidayet'in hayat hikayesi miydi bu?"
22 Temmuz 2009
25 Haziran 2009
ayrıntı
konuşuyorum. konuşuyorum. önümde bir boy aynası. aynada arkası. o sıra sen -yeşil çizgili, boyuna değil de enine çizgili- yoldan geçiyor oluyorsun. ağzına bir sigara koyuyorsun. yola en yakın oturandan ateş isteyip, sigarayı yakıyorsun. sola doğru yoluna devam ederken, aynadan çıkıyorsun. ben susmuşum. gözlerim aynada. bir yandan, masadaki adamın sustuğumu, gözlerimin aynada olduğunu, aynada senin olduğunu bilmesini istemiyorum.
İstanbul
kuzey'e gidesi
kar yağacak karanlığı ağartacak . ekmek kırıntıları kalacak geriye ruj lekeli camda bir yudum limonata buruşturulmuş bir peçete çekilmiş sandalyeler geriye
İstanbul
31 Mayıs 2009
meyhanede iki kadın
görüverdiğim taburenin üzerinde kemik beyazı
çiçekleri ojelerimin renginde
düğmeleri taştan bir gömlekti.
.
konuşan adam değildi.
susan bir gömlekti.
bakirliğini yitirmiş.
.
milyonuncu sigarayı yaktım ki
hiç aklıma gelmedi.
bana konuşmayan adam nereden bilecekti?
.
düğmeler böcek oluverdi.
ilkin birincisi düştü yere
peşi sıra ben.
İstanbul
20 Mayıs 2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

