Lale Müldür
17 Mayıs 2011
dua
Rabbim sen ne büyüksünBoşnakça söylüyorsun, Çeçence söylüyorsunTürkçe söylüyorsun, bencileyin söylüyorsun"OL!" DEDİN Mİ BİR ŞEY OLUYOR"Olmasın" dedin mi olmuyorBana masum bir yüz ver Tanrim masum bir yürekKanatlarım olsun uzun saçlarımBana müsamerede melek rolü verBana yine melek rolünde bir eş verBenim kafamı okusun, hiç konuşmayalımLazer bir bakışla baksın banaVe ben ondan k_Ve ne olur ne olurGölge gününün azabını gösterme banaGörkemli Görsel Varlık
15 Ekim 2010
backdrifts (honeymoon is over)
Şarkılar Serisi
ateşi düşüreyim.beni tartıda hafifleteyim. uçurayım.
her şey şeffaf olsun - izlediğimiz filmler bindiğimiz bu tren -
sonraki durakta ya da sonrakilerin birinde
sen nasılsa inersin. ben kalırım.
ben nasılsa inerim. sen kalırsın.
arkamıza bakmayız.
.
evet. kavanozun ağzını kapatayım. sıkıca.
koku almasın. kekik kokmasın. limon kokmasın. kahve kokmasın.
tesadüf değiliz diyorum. tesadüflere inanıyorsun.
orada ölsün diyorsun. kavanozun içinde.
ruhunu yitirsin. yitsin.
nasılsa sevişmeden önce tutulan şiir anlamsız.
nasılsa ben sordum. sen üşengeçtin. yaramazdın.
bunun bir anlamı yok. anlamıyor musun? bizim yok.
Flensburg
19 Ağustos 2010
08 Ağustos 2010
Saint-Omar'daki labirente gitmek için yola çıktığımda merkezdeki dokuz beyaz karoya varmak için ancak bir saatim olduğunu biliyordum. yolda sana rastlayacağımı da, sen büyük bir ihtimal Beyaz Mantoluların arasında olacaktın. heybenin üzerinde büyük mavi bir taş olacaktı, ellerin yara bere içinde, biraz korkuyla daha çok meraktan, gülünç olmama kaygısıyla belki en çok, sana benzer bir yığın insanın içinde ilerliyor olacaktın. bana rastladığında beni bu yolların doğal bir tanışı sayacaktın ve ben de seni pek tabii ki biraz gülünç bulacaktım. bir süre aynı yolun üzerinde gittik uykusuz hacılar gibi yanyana. bir ara seni görmek için soluma baktığımda kanayan bir kuzu vardı orada. gözlerim tozdan kırmızı ama yine de güvenli korku ve merhametle ilerliyorken öyle bir uçurumun başında birden ellerimi tuttun. şimşek çakımı kadar bir zaman geçti... . ...düştüğüm yerden dönüp baktığımda heybendeki o tuhaf mavi taştan yansıyan metalik parıltıyla öyle garip uçurumdan bana bakıyordun...
Lale Müldür
11 Mayıs 2010
portakalı soydum. baş ucuma koydum.
rengi turuncu bir gündü. eldiveni. kazağı. dili kırmızıydı. ben eskiden turuncuyu hiç sevmezdim. neden ki? . kalabalıkta vıcık vıcık flying dutchman elimdekiyle karış karış spot the dutchman . koştum. sarıldım. çığrındım. sarıldım. sıkıca sımsıkı sıkı sıkı bağımlıydım. kokladım. bahane ettim. kokladım. bir sardım. daha sarmaladım. . odada kabuklarını toplarken gözlerin de beni toplarken aklım boşaldı ve sadece benim için stroopwales bıraktın.
Lund
21 Mart 2010
kuzey defterleri
kuzeyde kışlar ağır geçer. erken başlaması ihtimali göz önünde tutulur. ilkbaharda ağaçlar çiçek açmışken kış yeniden başlayabilir. ben yazın gand'a kar yağdığını hatırlıyorum, kara gök biz burada lanetli miyiz? aralarında o kadar çok vakit geçirdim ki. hepsini tanıyorum. herkes birbirini tanıyor. ama herkes kibar, uyumlu. ilişkiler yumuşak. bu şaşırtıcı mı? her alanda sınırlara dayandığımız XX. yüzyılda? knokke'a gittiğimiz o gün? ne vardı sanki orada. "knokke bitmiş" dedi bazıları. kuzey bazen o kadar tek düzedir ki insan hayatın bir başı ve bir sonu olduğunu unutabilir. oost-dunquerkue'de şömine başı sohbetleri. sen orada mıydın? kışın getirdiği pasifik şeyler arasında barış antlaşmaları da vardır. her şeyin minyatürleşmeye başladığı çağımızda buna en güzel örnek flaman politikasıdır. kışın hoş imajlarından birisi de göçmen kuşlar görüntüsüdür. yağmurla çarpışan kuş sürüleri yüzünden tarlaların bembeyaz kesildiği görülmüştür. ah, felemenk ülkelerinin sessizliği... beyaz geceler, benim atom anahtarım... kuzeyde üç kapı var: biri anvers, diğerleri şarap ve tatil. kuzey gemileri endülüs şaraplarına bahardan önce ulaşır. bağbozumları kuzeyde biraz uçuk geçer. boğaz'ın lodosu gibi. benim kafamda da üç kapı var. üçü de sana açılıyor. akdeniz mavisine değil de beyaza boyuyorum o kapıları senin sessiz odanı düşünerek. senin resimle çarpıştığın o ıssız beyaz geceler. yağmurla çarpışan kuş sürüleri yüzünden aklımın beyaz kesildiği o yer. bitti sandığın anda yeniden başlayan o beyaz büyü. göz kapakların karla örtülü gand'da parkta uyuyor musun? çocuğumuz olursa portakal sandığında uyur demiştin...
lale müldür
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)